13 Ekim 2018 Cumartesi

UNUTMANIN "SU"LARI - IVAN ILLICH

Ä°lgili resim
IVAN ILLICH (1926-2002) 




H2O VE UNUTMANIN SULARI

Çevremizdekileri düşünmeye ve değerlendirmeye başlayınca, bize en çok gereken şeyleri ne olduğunun da adını koyarız. Aslında bunları biliriz; ama zaten elimizin altında olduğu için değerini takdir etmeyiz. Onları kaybedene kadar da bu tavrımız devam eder. Balıkların suda yaşayıp da suyun ne olduğunu birbirine sormalarındaki gafillik değil kastımız. Suda yaşamayı ve suyun kıymetini bilmek ve nimetin hakkını vermektir kastettiğimiz. Bu nimet ne mi? En başta üç şey: Hava, su, ekmek…

Su üzerine düşünmek nedense pek aklımıza gelmez. Su üzerine düşünceler içeren kitap, bu noktada ilginç ve oldukça cazip. Hele ismi suyun kodları kimyasal kodları olan H2O adını taşıyorsa tam anlamıyla kışkırtıcı. Bu nedenle H2O’yu elinize aldığınızda kitabı inanılmaz bulup evirip çeviriyorsunuz.

Su işte… Hem çok basit hem çok yalın hem de çok önemli ve derin… “Evet” diyorsunuz “su işte” ama sonra ekliyorsunuz: “Bu konu düşünülmeye konuşulmaya yazılmaya ve okunmaya değer bir konu. Çünkü konu: su…” Arka kapak yazısını okuyunca da kitabın cazibesi bir mecburiyete dönüyor: “Kenti çevreleyen su borularında dolaşan, kimyasal yapısı H2O olan, işlevsel olarak suya benzeyen o sıvının; insanın tarih boyunca su olarak bildiği, yaratılışın ikinci gününde ikiye ayrılan, vaftiz eder ve abdest alırken ruhu arıtan, antik felsefede tözlerden biri olan, pınarlardan çağlayan, ırmaklardan akan; yani temizleyen ve arıtan o şey ile aynı olduğundan emin misiniz?” Bu noktadan sonra dönüş yok bu kitabı okuyacaksınız. Okunmaz geçilemez bu kitap artık anlıyor ve kabul ediyorsunuz. Kaderinize razı olup Ivan Illich’in kitabını okumaya başlıyorsunuz.



Ivan Illich Kimdir?

Ivan Illıch, yirminci yüzyılın en çok tartışma yaratan düşünürlerinden biriydi. Modern hayatın kökenlerine ve temel dayanaklarına yönelik radikal eleştiriler getiren Ivan Illıch, çevreci hareketleri ve yeşilleri de derinden etkilemiştir. Illıch, Endüstriyalizmi, tüketim toplumunu, hızı, enerji kullanım biçimlerini kurumsallaşmanın yıkıcı sonuçlarını, kısaca modern Batı uygarlığının tartışılmayan kabullerini kıyasıya eleştirmiştir.

Eserleri ve Faaliyetleri

Illıch, 1970’lerin ilk yarısında birbiri ardınca yayımlanan kitaplarıyla modern toplumu kuşatan endüstriyel kurumların radikal eleştirilerini yapmıştır. Okulsuz Toplum, Şenlikli Toplum, Enerji ve Eşitlik, Sağlığın Gaspı gibi kitaplarında modern toplumlardaki okul, motorlu taşıtlar, enerji kullanımı ve tıbbi bakım kurumları üzerine eleştirilerini geliştirmiştir.

CIDOC (Kültürler Arası Dokümantasyon Merkezi)

Ivan Illıch, “İnsanların sahip oldukları cevapları tamamlamak için değil, kafalarındaki soruları yeniden kurmak için devam ettikleri özgür bir kulüp” olarak tanımladığı Kültürler Arası Dokümantasyon Merkezi (CIDOC)’ni Meksika’nın Cuernavaca şehrinde açmıştı. CIDOC, faaliyette bulunduğu yıllarda kilisenin mevcut politikalarına karşı itirazların yükseldiği yerlerden biri olmanın yanı sıra, hem Latin Amerika’daki diktatörlüklere ve ABD politikalarına karşı muhalefetin merkezlerinden, hem de dünyanın alternatif entelektüel çevrelerinin ilgi odaklarından biriydi. CİDOC, çalışanları tarafından resmî açılışının onuncu yılı olan 1976’da, kuruluş amacının büyük ölçüde ortadan kalkması ve “fazla prestijli bir yer hâline gelerek” kurumsallaşma tehlikesi taşıması üzerine büyük şenlik yapılarak kapatıldı.

Illich’in Düşünceleri

Bir sosyolog, filozof veya tarihçi olmayan Illıch, tamamlanmış bir düşünce sistematiği kurmamıştır. Genelde kısa risaleler yazmış, ortaya radikal sorular atmış, önemli bir kesimin ve belli bir kuşağın düşünme biçimin derinden etkilemiştir. Illıch, cevaplardan çok sorulara odaklanmıştır. Bir söyleşisinde son soru olarak kendisine “Başka sorum yok, sizin vermek istediğiniz başka cevap var mı?” denilince Illıch, “Teşekkür ederim, umarım kimse söylediklerimi cevap olarak almaz.” demiştir.

Illıch’e göre modern dünya ve endüstriyel kurumların yarattığı insan yozlaşmanın görüntüsüdür. Bu anlamda Illıch, kaybolan bir dünyanın, artık olmayan bir insan neslinin gecikmiş sözcüsü gibidir. 90’lı yıllarda yakalandığı ve herhangi bir tıbbi tedaviyi kabul etmediği kanser hastalığı nedeniyle 2 Aralık 2002’de Bremen’de ölmüştür.

H2O’nun Ön Sözü

Suya mühendislik mantığıyla yaklaşılan ve bu mantığın içme suyu sağlanan göllerin yüzeyini buharlaşmayı önleyecek ince film tabakalarıyla kaplamayı düşünecek kadar uç noktalara vardırıldığı; ekosistemde süregelen su döngüsünün en önemli olgusu olan buharlaşmanın bile uygarlığın hasımlarından biri hâline getirildiği bir zamanda H2O ve Unutmanın Suları, ilginç bir okuma deneyimi.
Günümüzde su; tümüyle ticari bir meta haline gelmiş durumdadır. Şişelenip satıldığında da kaynakları özel şirketlere tahsis edildiğinde de görebiliriz bunu. “Hava bedava, su bedava” dönemi, çok ama çok gerilerde kaldı. Bundan daha kötüsü su; doğal ritmini yitirip yağmadığı için barajlarımızın rezervini yok eden, topraklarımızı kurutan ya da aşırı miktarda yağdığı için sellerle kasırgalarla insanları öldüren bir düşmana, muhtaç olduğumuz için de modern insanı öfkelendiren bir kimyasal formüle dönüştü.
Ivan Illıch, Türkçe baskı için yazdığı ön sözde sözlerinin bir gün Türkçe okunacağını aklının ucundan bile geçirmediğini, H2O ve Unutmanın Suları’nı Dallas’ta bir eğlence gölünün yapımı üzerine bir şeyler söylemesi istendiğinde oluşturduğunu anlatıyor: “Su, yalnızca görüşümü belirlemede bir araçtı.” diyen Illıch, asıl amacını şöyle açıklıyor: “Okurlarımın, maddeyle ya da bedensel sıvılarla ilgili olsun, etle veya ateşle ilgili olsun, en temel duyusal algıların bile zaman içinde değişime uğradıklarını ve farklı geleneklerde farklı şekillere büründüklerini bizzat okuyarak yaşamalarını istedim.”
Türkiye’deki yayımcının, kendisinden bir ön söz yazmasını istemesinin ona suyla ilgili bin bir rüyanın kapısını açtığını söylüyor Illıch. Ayrıca, istenen bu yazıyı yazmak için kütüphaneye gidip orada birkaç gün “İstanbul’un suları”na daldığını belirtiyor: “Sadece yüzeysel olarak inceleyebildiğim halde 9 ciltlik Lane Poole’daki “ma” birleşimlerinin zenginliği kısa sürede beni sarhoş etti. Hanefilik mezhebindeki suyla ilgili yasaların inanılmaz yalınlığından çok etkilendim. Osmanlı (tatlı-sert) siyasetindeki bilgelik ve İstanbul’un su tesisatının kurulmasında gösterilen üstün başarı, beni derinden etkiledi… İslam’ın suları ve Osmanlı kaynaklarının ihtişamı karşısında hayretler içinde kalıp bir çocuk gibi dilim tutuldu.”




H2O ve Unutmanın Suları

Ivan Illıch, H2O ve Unutmanın Suları’nı Dallas Kent Gölü konusunda kendisinden bir şeyler istenince yazmaya başlamış. Kitabın başında “Suyun doğal bir güzelliğe sahip olduğu ve bu güzelliğin kamu ahlakını etkilediği, her ne kadar bilinen bir gerçekse de her zaman dile getirilmez.” diyerek konuya giriyor. Ardından doğanın dişi elementi olarak algılanan suyun, Viktorya döneminin hijyenik kadın imajıyla bağdaştırıldığını söylüyor: “Kültürel bir simge olarak kadının çıplaklığının banyo odasının musluğuyla birleştirilmesi ise 19.yüzyılın sonlarına rastlar. Banyoda sabunlu suyla dişi çıplak arasında kurulan yakın bağ, hem suyu hem de teni evcilleştirdi. Su, evin içindeki borularda dolaşan bir maddeye, dişi çıplak da doğmakta olan bu evcil çevrenin tanımladığı yeni cinsel mahremiyet fantezilerinin bir simgesine dönüştü.”
“Su”yun ev ve şehir içinde dolaşımına bu şekilde atıfta bulunan Illıch’e göre dolaşım fikri çok yenidir. “Dolaşım fikri, yerçekimi, enerji koruması, evrim ya da cinsellik fikri kadar yeni ve temeldir… Dolaşımın atfedildiği ilk sıvı kan olmuştur ve kanın dolaştığını ilk telkin edenin İbnün Nefis olduğu varsayılır. On sekizinci yüzyılın başında -fikirlerin dolaşmaya başladığı Fransa haricinde- dolaşım terimi tıpta botanikçilerin özsuyun yükselişinden söz ederken kullandıkları anlamda kullanılırdı. Sonra birden 1750’lere doğru, servetler ve para dolaşmaya başlar, bunlardan sıvıymış gibi söz edilir. Toplum kanal sistemi şeklinde tasarlanır durur. Fransız Devrimi’nden sonra sıvılık baskın çıkan bir eğretilemedir artık: Fikirler, haberler, söylentiler dolaşır durur. 1880’den sonra da sıra taşıtlara, havaya ve elektriğe gelecektir. On dokuncu yüzyılda İngiliz mimarlar, kent içinden söz ederken aynı imaja başvurmaya başlarlar…. İnsan bedeniyle toplumsal yapı örneği kent de artık borulardan oluşan bir ağ olarak betimleniyordu.”
Tarih boyunca kentlerin pis kokan mekanlar olduğu apaçık ortadır.” diyen Illıch, kokusuz kent ütopyasının dolaşım fikri sonrası ortaya çıktığını söylüyor. Hatta hem temizlenme hem de arınma aracı olan suyla Batılı insanın ilişkisi noktasında ilginç bilgiler veriyor: “1930’lu yıllara kadar, Fransa ve İngiltere’nin birçok bölgesinde küçükler asla yıkanmazlardı; anneleri onları tükürükle ıslatılmış bezle silerdi. Birçok yerde, insanların yarısından çoğu; yaşamları boyunca banyo yapmamışlardı; doğduklarında ve ölümlerinden sonra yıkarlardı onları.”



Başka kültürlerde, en azından haftada bir yıkanma ayini olduğunu da belirten Illıch, Batılıların su ile yakın temasının ancak, su tesisatı sisteminin Amerikan evlerini bol suya kavuşturması ile ortaya çıktığını da söylüyor. Aynı şekilde, kitabında; koku ve koklama üzerine de ilginç bilgiler veriyor. WC’nin, helanın, yüz numaranın gelişimine dikkat çekiyor.
“Yaşamak”la “oturmak” arasında bütün kültürlerde ilginç bir şekilde birbirine yakın olduğunu söyleyen Illıch; birinin varlığın zamansal diğerinin ise mekânsal niteliğini belirttiğini anlatıyor. Eskiden aynı şey olan bu iki kavramın arasında, artık uçurum olduğundan bahsediyor ve özelde Dallas şehrindekiler genelde ise tüm modern kentliler için “Oturma’nın ne olduğunu hiç bilmeden doğar, büyür ve ölürler.” diyor. Kitap boyunca; Dallas’ta yapılacak eğlence göletinin kendisine çağrıştırdıklarının bunlar olduğunu, önce bunları düşünmek gerektiğini ifade ediyor. H2O hakkında özet ve sonuç olarak diyor ki: “Çoğu insan bu suyu çocuklarına içirmez. H2O’yu temizleyici bir sıvıya dönüştürme işlemi tamamlanmıştır. Yirminci yüzyılın imgeleminde su, içinde barındırdığı o yüce arılığını verme yeteneğini, manevi kirden arındırmaya yarayan o mistik gücünü yitirir. Artık, teknik ve sınai bir temizlik maddesi, zehirli bir içecek ve deriyi yıpratan bir sıvıdır…H2O ve su birbirine zıt şeyler olmuştur.”
Modern insanın su ile ilişkisi üzerine eleştirel bir kitap olan H2O ve Unutmanın Suları, hayret ve soru kazandırmak için okuyucusunu bekliyor. Anlaşılan odur ki Ivan Illıch’i okudukça ve araştırdıkça heyecanımız kadar sorularımız da artıyor.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Yorumunuz kaydedilmiştir. Teşekkür ederiz.